Ana içeriğe atla

Aktarıldı: Bölüm 3.75: Kişilik Analizlerine Bağlı Dengesizlikler (Bonus)

-Not: Özür dilerim hepinizden. Saçmalıyor olabilirim bu yazımda. Fakat bunları kendime anlatma ihtiyacım var.Eğer okumak istemiyorsanız es geçebilirsiniz. Ruhlara törpüler dilerim.-

Bende bulunan sorun "Fazla düşünmek" değil "Çok şey düşünmek"....

"İnan bana baş edilemez bir durum bu. Sürekli kafamın içinde kendimle boğuşuyorum.Ben onu yanıma çekerken küçük bir çocuk gibi başka yerlere atlıyor." dediğimi hatırlarım sana. Ki bilirsin cidden bu sorun 2 seneme mal oldu. Bunla yaşamayı öğrendim diyelim o zaman...

İnsanlar düşüncelerini sıralamaya sokabiliyor. Buna emin oldum. "Nasıl?" diyeceksiniz , bir çok kişi ile konuştum, durumumu paylaştım ve aynı şeyleri yaşıyor muyuz diye merak ettim. Sonuç olarak onlar gibi olmadığımın geri dönüşünü aldım. Evet haklısınız. Bazen bu sorunu yaşamayan kişiler de bizim gibi düşünce sıralarını veya adetlerini ellerinde tutamıyorlar ama bunlar ekstra durumlarda oluyor (aşk,korku,fazla adrenalin). Fakat sevgili dostlarım biz bunları sürekli yaşıyoruz. Eminim şuan bunu okuyup ve benle aynı sorunu yaşayan insanlar bana hak verecekler. Sonuçlarını acı ödüyoruz. Dikkat etmemiz gereken konulara ve bize anlatılan olaylara adapte olamıyoruz. Bulunduğumuz ortamda sadece cisim olarak var oluyoruz fakat ruhumuz ve düşüncelerimiz o an orada olmuyor ve bundan kasıtlı olarak bizim bu problemimizi açamadığımız insanlar bizi bencil veya umursamaz olarak algılıyor. İnsan kaybediyoruz. Evet öyle oluyor insan kaybediyoruz. Kimsenin gözünün içine tümüyle bakamıyoruz. Bu çekinmek veya öz güvensizlik ile alakalı değil. Bu o an fazla pardon pardon çok şey düşündüğümüz için oluyor. Ve gariptir ki benim gibi olan insanlar kendilerini çok seviyor. Fakat bu çok şey düşünme kaynaklı anlatım sorunu başlıyor ve kendini insanlara bütünüyle aktaramıyorsun. Doğru sözcükleri seçemiyorsun kafanda kurduğun için. Bu yüzden hep eğleniyor gibi gözüküyorsun biliyorum. Hepsini biliyorum.

Çok olmadı sanırım bir kaç ay önce dostlarım tarafından aldığım yorumlardan biriydi "İnsanlara karşı çok açıksın. İnsanlar seni sadece eğlenmek için yanında oluyor gibi. Birazcık gizemli birisi ol. Ve sen insanların içinde bu kadar hareketli olunca çevrendekilerin sana yaklaşımlarını bile anlamıyorsun. Senle ilgilenen birisini görmüyorsun bile." ve bu yorumun karşılığında "Haklısın."
dedim. Haklıydı gayet evet fazla enerjiktim oradan oraya zıplıyordum, evet insanların bana bakışlarını görmüyordum yada ilgilerini görmüyordum. Ama bir yerde herkes yanılıyor, ben insanlardan zihnimdekileri saklıyorum ve ben bu şekilde kendimi koruyorum. Evet kendimi böyle koruyorum. Bu benim sınırım, aşılamayacak noktalarımdan biri.

Bazen keşke beni uyarsaydın diyorum Veccal , ağzımın üstüne indirseydin. İndirseydin keşke kimseye bulaşmasaydım tatmasaydım bazı duyguları hiç. Acımasaydı kalbim. Zihnim....

Kendime not: "Kanat çırpıp döktüğüm tüyleri bu yollardan geçerken , düşünmeyip şimdi ki çırpınışlarımı , vaatler savurup çırpınacağım yarınlarımı... Bilmeyecekler. Kimseler! Bilmeyecekler..."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aktarıldı: Bölüm 2: Sebepsiz Kaçamaklar

Kaçmayı mı seçtik yoksa öyle mi gerekiyordu? Gerekli... Dolduğun benlik yetemiyor bazen. Dolduğun diyorum bu duruma çünkü aslında senin olduğun bir durum değil bu. Daha çok doldurduğun bir kumbara orası. Buna yaşanmışlıkları,zevkleri,tatları baz alarak yaparsın. Aslında en unutkanımız bile unutamaz bunları. Oralar öyledir çünkü boşaltamazsın içini kilidin anahtarı kayıptır! İşte bu anahtarı bulma çabasını veririz belki hepimiz. Keşkelerle biat ederiz onları. " Şimdi ki aklım olsaydı keşke! " lafını hiç esirgemeyiz aradığımız zamanlarda. Eski bir dost anımsatır bazen. Bazen bir rüzgar esintisi tazeler yeniden... O günleri çoktan atlatmış geçmişime dair her şeyi silmeye karar vermiştim ve bunu emin adımlarla yapıyordum. Bu sefer koymuştum kafama. " Bir hata yaptım. Ders çıkart ve önüne bak! " diyerek sürekli beynime, benliğime yedirmeye çalışıyordum bunu. Yedirecektim. Başka çaresini göremiyordum kendimce. O zamanlar senle gayet yeni tanışıyorduk Veccal. Hatırlars...

Aktarıldı: Bölüm 4: Onların Kâbuslarında Boğulmak

Uzun bir soluk ve evet! Başlıyoruz. Onların kâbuslarında boğulmak? Ne dediğimi ben de bilmiyorum fakat olay döngüsü içinde sanırım kavrayacağımı umut ediyorum. Diğerlerinin korkusu ile beslenen bir nesil olarak kendimizi tanımlıyoruz artık. Bazen insanlar hakkında basit düşün(e)mediğimiz için çoğu zaman yanılıyoruz belli ki. Peki, bunun için ne yapmayı seçiyoruz? Basit düşünmeyi. Fakat sizde biliyorsunuz şuan bunu söylerken bile dolambaçlı yollardan gidiyoruz. Kendimizi tanıma evresini es geçip insanların kilidini kırmaya çalışıyoruz. Peki neden? Neden çok basit , onların kâbuslarında boğulmaktan vazgeçmiyoruz! “ Çok uzun zaman olmuştu. Bu aralar zaten biliyor olman lazım -çünkü izlediğini bilirim- kafamın içinde savaşlar açıyorum. ” Demiştim. Artık onu tanıyordum zaten. Sürekli neler ile cebelleştiğimi fark ettiği için bu mahcupluk cümlelerimi pek umursamamayı seçerdi ve iki kaş-göz hareketi ile savuştururdu mahcubiyeti. Bunu mağlubiyet gibi görsem bile aslında bu durum i...

Aktarıldı: Bölüm 6: "Ama o durum farklıydı aga!"

Neler neler? Çok anlamsız. Hiç alışamayacağım bu durumlara sanırım. İnsanların kendileri gibi olmamaları çok acı. Hem de fazlasıyla… Her zaman olduğum gibi bir insan olmanın taraftarı idim. Ki bilirim Veccal’de öyledir hem de fazlasıyla. Tamam, hepimizin küçük rolleri vardır bunları inkâr edemem, etmeyeceğim hepimiz bunları yapıyoruz. Kâh hoşlandığımız insan, kâh üzüntülere maske… Fakat tek doğru bulmadığım bir durum var! İnsanlar dostlarına rol kesmemeli! Kesmeyecek! Gururunu, hırsını dostlarına vurmayacak! İçeride olaylar fırtınalar kopacak, ağlayacak, güçsüz hissedecek ama dostu bilecek dışarısına rol yapacak, hırslanacak, gururlanacak… “İnsan dostuna zarar verir mi?” diye konuşuyorduk kendi aramızda. “Yok canım acımasızlık!” deyip durduğumuz anlardan birinde aklıma şimşek gibi çarpan o anılara dalmış gene uzaklara bakıyordum. Gözünden hiç kaçırmazdı bu durumları sıkı dostum ve zihnimi okur gibi “Ama o durum farklıydı aga!” dedi. Haklıydı, gayet haklıydı! Çok sonradan...